El Medinetü’l Fazıla – Farabi


0

O’ndan varlığa gelen şeyin varlığı, ancak varlığını bir başka şeyin varlığına borçlu olan bir taşma sonucudur ve O’ndan başka olan herhangi bir şeyin varlığı, O’nun kendi varlığından çıkar.

El Medinetü’l Fazıla, Farabi’nin ilgilendiği bir diğer ilim olan siyaset felsefesi hakkındadır. Aynı zamanda gökbilimci, mantıkçı ve matematikçi olan Farabi, bu kitabında en mükemmel devletin nasıl kurulacağından ve bu en mükemmel devletin yurttaşlarının görüşlerinin ilkelerinden bahseder.

Platon ve Aristo gibi devletin ideal düzeni hakkında detaylı fikir yürüterek, işin kökenine inmiştir. Kitabına, ünlü İtalyan Filozof Aquinolu Thomas gibi, Allah’ın varlığının ve birliğinin tartışılmaz olduğunu, bu konuda delile dahi ihtiyaç olmadığını belirterek başlar. Çünkü Farabi’ye göre Allah’ın varlığı, aklı ayırdığı on bir evrenin birinci kısmıdır. “O’nun varlık tözüne yokluğun hiçbir şekilde karışması mümkün değildir.” diyen Farabi, bu kitabın siyaset felsefesi inceliyor olsa da, felsefenin içine girmeden önce ontolojik incelemelerde bulunur. 

Eserin siyaset felsefesi 12 kısımdan oluşur. Toplumun oluşması, şehrin-kentin yöneticisi, erdemli toplum ve erdeme sahip olmayan cahil toplum üzerinde durmuştur. 

İnsanlar neden özgürlüklerinden vazgeçerek bir otoriteye sahip olma nedenine ihtiyac duymuştur ? 

Bu soruyu 4 ana başlıkta inceleyerek toplumları kategorize eder.

Platon’un Devlet teorisiyle ve Aristoculuğun mantığı ile benzerliği olan bu felsefi katkıda, Antik Yunan’ın kendini koruma içgüdüsü ve yaşamın olağan devam ettirilmesi yerine Farabi insanlığı kuşatan ve adaletin tek temsilcisi olan devletten söz eder.

Farabi’ye göre, toplum içinde herhangi birey bir suç işlerse, toplumu oluşturan bireyler devletin gövdesi olduğundan dolaylı da olsa topluma ve devlete karşı suç işlemiştir. Bundan dolayı erdemli toplum için adaleti engelleyenler ve adaletten şaşanlar, topluma karşı suç işleyenler için gerekli ceza ve yaptırımlar olmalıdır.

Emile Durkheim, bu ceza prosedürüne bakış açısında Farabi’ye yakındır diyebiliriz. Durkheim’a göre bireyselliğin olduğu kapitalistleşmeyi başarmış ülkelerde işlenen suçlar bireye karşı yapıldığı için toplumdan izolasyon pek söz konusu olmayacaktır. Fakat bireyselliğin olmadığı ve gruplar şeklinde yaşayan toplumlarda homojenlik yüksek seviyede olduğu için herhangi bir suç topluma karşı işlenmiştir. Bundan dolayı suça karşı ceza ve adaleti sağlama, bireyin değil toplumun çıkar ve erdemi için yapılacaktır. İşte, Farabi, Durkheim’den yüzlerce yıl önce El Medinetü’l Fazıla eserinde bu konuya az da olsa değinmiştir.

Erdemli toplumun erdemli yöneticilerle oluşturulabileceğini savunarak, erdemli şehrin sıradan bir insan olmaması gerektiğini söyler. Kitabında incelediği erdemli toplumun erdemli yöneticisinin vasıflarını 13 maddede inceler. 

Farabi’yi bu eserinde de Platon ve Aristo’yu uzlaştırma çabasında görmekteyiz. Farabi, Platon ve Aristocu Mantığın birleştirerek ontolojik yorum katan ilk Doğu Filozofudur.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

0 Yorum