Eski Türklerden Bir Miras: Ata Sporlarımız!

Türk Devleti’nin çevik, kuvvetli ve zeki bireylerinin yetişmesinin arka planında kendine sıklıkla yer bulan spor alanlarını sizler için araştırdık.


2

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Yaşamın her alanında yenilikçi fikirlerin, düşünme gücünün ve zekanın gelişim gösterebilmesinin önünde yatan en temel özellik sağlıklı bir vücuttur. Sağlıklı vücudun temeli ise spora dayanır. Spor, bireyin vücut değerlerini dengelemekten ziyade sağlıklı bir bünyeye sahip olmasını sağlayan en önemli etkendir. Düzenli spor yapan ve sporun farklı dallarıyla ilişiği bulunan toplumlarda; zeki, çevik ve kuvvetli bireyler yetişir.

Türklerin en eski dönemlerinden bu yana iç içe olduğu farklı spor alanları, çevik bir bünyeye sahip olmalarında en temel rolü oynamıştır. Özellikle eski Türklerde spor Osmanlı İmparatorluğu, Selçuklu Devleti, Harzemşahlar, Göktürkler ve çeşitli Türk devletlerinde ilerlemeler kaydederek varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Tarihsel çizelgede gelişimini sürdürmeye devam eden eski Türklere ait spor dalları güreş, okçuluk, avcılık, binicilik, cirit, polo, futbol ve kayak olarak şekillenmiştir.

Türk Devleti’nin çevik, kuvvetli ve zeki bireylerinin yetişmesinin arka planında kendine sıklıkla yer bulan spor alanlarını sizler için araştırdık. Gelin, birlikte göz atalım.

Güreş

Eski Türklerin en önemli spor miraslarından biri olan Güreş, yiğitlik oyunu olarak nitelendirilir. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügati’t-Türk eserinde “küreş” ismiyle anılan Güreş sporu ülkemizde; şalvar, yağlı, aba ve karakucak türleriyle de hayat bulmuştur. Güreş sporunu yapan kişiye “şehir koruyan” anlamına gelen, “pehlivan” ismi verilir. Güreşilen alana ise “er meydanı” adı verilmiştir.

Güreş, yarışmalarda ve olimpiyatlarda dönüş sanatları arasında değerlendirilse de rakibe vurmak söz konusu değildir. Haziran ayında Edirne’de hala yapılan Kırkpınar güreşleri, Çanakkale Boğazı’nı geçerek Gelibolu’ya çıkan ve Rumeli fetihlerine katılan kırk Müslüman Türk’ün anısına yapılır.

Okçuluk

Okçuluk sporu, Türk Devleti’nde tarih öncesi zamanlara tekâmül eder. M.Ö. 5000’li yılların akabinde İç Asya üzerinde egemenliğini sürdüren “Atlı Bozkır Kültüründe” atlar ve okçuluk özel bir önem taşımaktadır.

Osmanlı Dönemi’nde perşembe ve pazartesi günleri Okmeydanı’nda seyirci önünde atışlar yapılırdı. Ok ve mızrakların başarılı atışlarında Padişah’ın verdiği mükafat, bazı centilmen sporcuların ihtiyacı olan arkadaşlarını ön plana çıkartmasıyla yarışma ahlakını da gösteren bir süreç olmuştur.

Atın eğitilmesi süreci ve maden çağından sonra Türklerin Orta Asya’ya göçme süreçleriyle birlikte yay ve okların kullanımı birçok alana birden yayılım göstermiştir. Günümüzde okçuluk, yalnızca bir spor aktivitesi olarak varlığını sürdürmeye devam eder.

Avcılık

Türklerin geçmişinde önemli bir yere sahip olan avcılık, beslenme ihtiyaçlarını karşılamak ve savaşa bedenen hazırlanmak için yapılan bir aktivite olarak yer bulurdu. Savaşlardan önce düzenlenen sürgün avlarıyla, sporun beden üzerindeki çevikliği dikkate alınırdı.

Selçuklu Devleti Sultanı Melikşah’ın avlanan her hayvan karşılığında bir sadaka da verdiği bilinen kayıtlar arasında yer almıştır.

Binicilik

Konargöçer yaşam tarzında atın önemli bir yere sahip olması nedeniyle Türkler çocukluk yaşlarından itibaren atı ehlileştirerek biniciliği öğrenmişlerdir. Atın savaş alanında kullanımı nedeniyle de çocuklara özellikle çocuk yaşlardan itibaren eğitimi verilmiştir ve geliştirilmesi amacıyla da çeşitli yarışmalar düzenlenmeye başlanmıştır. Türklerin çocukluktan yetişkinlik sürecine kadar yaşamlarının büyük bir çoğunluğunun at üzerinde geçtiği bilinir. Özellikle Kaşgarlı Mahmud, “At, Türk’ün Kanadıdır.” Sözüyle bunu net bir şekilde ifade etmiştir.

Cirit

At üzerinde oynanan bir spor olarak bilinen cirit, sporcunun ciridinin ve süngüsünün rakibine denk gelmesini sağlayacak şekilde atmasıyla gerçekleştirilen tekniktir. At üzerinde her koşulda dengeli bir duruşu benimsemeyi ve savaş esnasında rakibe yönelik doğru atış yapabilmeyi pratik hale getiren cirit; Uşak, Erzurum, Kars ve Ardahan yörelerinde sıklıkla oynanır.

Türklerin atlara yönelik verdiği değer cirit sporuna da yansımıştır. Oyun kuralları içerisinde ciridi at üzerine getirmek yasaktır. Cirit ata gelirse, atan kişi oyundan diskalifiye edilir.

Polo

“Çöğen” ismiyle de bilinen Polo sporu, at eşliğinde oynanır. Polo sporu at üzerinde iki grubun birlikteliğiyle oynanır. Sporun asıl amacı at üzerindeyken ucu eğri bir değnek eşliğinde topu, karşı takımın kalesine atmaktır. Polo oyununda da diğer sporlarda olduğu gibi atların bir nevi dokunulmazlığı vardır ve iki atın birbiriyle çarpıştırılması yasaktır.

 

 

 

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

2

0 Yorum