Oruç Tutmayı Kolaylaştıran İpuçları!

Ramazan ayında sağlıklı ve zinde bir vücutla oruç tutabilmenin detaylarını sizin için derledik. Gelin, birlikte göz atalım.


2

Ramazanın ilk sahur vaktine sayılı saatler kala, hepimizin içini büyük bir huzur ve heyecan kapladı. Oruçla birlikte hayatımızda neredeyse bir aylık değişim süreci yaşayacağız. Elbette bu değişim sürecini bizimle en çok vücudumuz yaşayacak. Ramazan ayında vücudumuzun farklı bir beslenme stiline uyum sağlama sürecine dengesiz beslenme stili dahil olduğunda uykusuzluk, yorgunluk ve halsizlik gibi olumsuz belirtileri gösterebiliyor.

Metabolizma hızını düşüren uzun süreli açlık ve vücudun vitamin-mineral ihtiyacının artışı ile dengemizi koruyabilmek için iftarda ve özellikle sahurda yediklerimiz oldukça önem kazanıyor. Ramazan ayında sağlıklı ve zinde bir vücutla oruç tutabilmenin detaylarını sizin için derledik. Gelin, birlikte göz atalım.

Oruç Tutmayı Kolaylaştıran İpuçları

Sahura Kalkmayı İhmal Etmeyin!

Koronavirüs sürecinde evden çalışmaya başlayan bireyler tarafından özellikle gece geç saatlere kadar çalışma stili benimsenebiliyor. Ancak, “2-3 gibi yer yatarım!” düşüncesi vücut direncinizin erken düşmesini sağlayacak ve halsizlik gibi belirtilerin gün boyu yaşanmasına neden olacaktır. Vücudun direncini kaybetmemesi ve günlük tokluk hissini koruyabilmek için sahur öğününü atlamamak çok önemlidir.

Sahur Menüsüne Önem Verin!

“Karnım doysun, yeter.” Mantığıyla hareket ederseniz, gün içerisinde açlık ve susuzluk gibi belirtileri göstermeniz de kaçınılmaz olacaktır. Sahur menüsünde özellikle kefir, yoğurt, yumurta ve peynir gibi besin değeri yüksek ögelere yer vermek gün boyu tokluk hissinizin korunmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca sahur sofrasında tükettiğiniz tam tahıllı ekmek ve kuru meyveler de kan şekerinin düşmesini önleyecek ve zinde kalmanızı sağlayacaktır.

Sahur menüsünde içtikleriniz kadar yedikleriniz de büyük önem taşır. Sahurda geç saatte yediğiniz besinlerin kolay sindirimi ve mide tarafından hazmedilmesi için çay yerine bitki çaylarına yer vermek mide sağlığınızı koruyacaktır. Aynı zamanda iftar ve sahur arasında geçen sürede sıvı alımlarınızı arttırarak sindiriminize de olumlu katkılarda bulunabilirsiniz.

Zengin İftar Sofralarında Mide Sağlığınızı Koruyun!

Gün boyu süren açlık neticesinde zengin iftar sofralarında bir anda kendimizi tutamayıp midemizi doldurmaya başlayabiliriz. Ancak aç mideyi bir anda yemeklerle doldurmak tansiyon sorunları, mide problemleri ve kan şekeri yükselmesine neden olabilir. Orucu su, tuzsuz peynir ya da hurma gibi iftariyeliklerle açmak oldukça sağlıklı bir seçenektir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) akşam namazını kılmadan önce birkaç hurma eşliğinde orucunu açardı.

İftariyeliklerle orucu açtıktan sonra kalorisi düşük bir çorba mideniz için rahatlatıcı olacaktır. Çorbanın akabinde beynin 15-20 dakikalık doyma sinyalini verdikten sonra ana yemeğe geçilmesi gerekir. Ana yemek tercihlerinde kızartmalar yerine sağlıklı pişirme teknikleriyle yapılmış balık, et ya da tavuk gibi hayvansal proteinler tokluk hissini arttıracaktır. Ana yemek yanında pilav, makarna ve beyaz ekmek yerine, kepekli ve tam tahıllı ekmekler günlük lif ihtiyacını karşılayacak ve kan şekerinin yükselmesine engel olacaktır.

İftar Sonrası Ara Öğünlerde Ağır Besinler Tüketmeyin!

Ara öğünlerin iftardan hemen sonra değil, en az 1,5 saat sonra tüketilmesi gerekir. Ara öğünlerde meyve yanında fındık, ceviz ve badem gibi besinler sindirimi kolaylaştıracak ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olarak kolaylıkla kilo vermenizi sağlayacaktır. Ara öğünlerinizde yoğurt ve ayrana yer vermek, ramazan boyunca vitamin ve mineral desteğinizin karşılanmasını sağlayacaktır.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

2

Yorum