Sessizlikte Yaşam Bulan Bir Film: Dilsiz


3

Murat Pay’ın ele aldığı baştan sona soluksuz bir sinematografiyi izleyiciye sunan ve oyuncu kadrosunda Mim Kemal Öke, Ozan Çelik, Vildan Atasever ve Emin Gürsoy’un yer aldığı “Dilsiz” filmi, Sami isimli başkarakterin büyükannesinden kendisine kalan ve içerisinde hat malzemeleri olan bir sandıkla birlikte değişen hayatını konu ediniyor. Adeta sembolik bir geçidi seyirciyle buluşturan Murat Pay Dilsiz’de Hat sanatı, aşk, hüzün, umut, aynalar, tasavvuf, Şeyh Galib gibi birçok yörüngede yolunu buluyor.

Film kendi içerisinde adeta tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden biri olan Mantıku’t-Tayr ile de paralel bir anlatım süreci içerisinde ele almak istediklerini sembolik bir anlatımla izleyiciyle buluşturuyor. Tasavvuf edebiyatında önemli bir yere sahip Mantıku’t-Tayr ile paralel bir anlatım sürecini benimseyen Dilsiz, duvar resimleri yapan Sami’nin kendini tanıma sürecinde etrafındaki canlıları, insanları, hayatı ve yaratıcısını tanıma evresini; bir birlik düşüncesine çeviriyor.

Dilsiz filmi, Şeyh Galib’in meşhur müsemmeninin nakarat beyti çevresinde şekilleniyor:

“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen,

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” Şeyh Galib

Sami, varlığının, hayatının ve yaratıcısının farkına varamamış bir ressamdır. Sami’nin kendini, yaşamını, canlıları ve hayatı anlama süreci vefat eden babaannesinin ona bıraktığı bir kutunun içerisindeki eşyaların büründüğü yaşam hikayesiyle başlar. Sami’nin kendini keşfetme hikayesi, alt metninde tasavvufi bir dili de barındırır. Alt metninde Sami’nin yaşam döngüsüne yönelik bakış açısıyla adeta manevi bir dönüşüme tanıklık ederiz. Hat Hocası Şerif ile karşılaştıktan sonra kendini bir aşk penceresinin dibinde bulan Sami, Hat sanatına da yöneliminin ilk izlenimlerini aşk duygusu etrafında şekillendirir.

Murat Pay, filmin başından sonuna kadar izleyiciye duygular net ve somut bir şekilde aktarmak yerine sembolik ve soyut bir anlatımı tercih etmiş. Filmde yer alan kuş, asansör, aynalar, yansımalar, hiçlik kavramı ve daha birçok detay izleyiciye direkt olarak mesajı vermekten ziyade çağrışımsal bir sürece davet ediyor.

Eşref Bey’in Kuşu: Dilsiz

Hüdhüd soyundan gelen, Eşref Bey’in kuşu Dilsiz, Sami ile benzer özellikler çiziyor. Bir gün Eşref Bey farkında olmadan kafesini kırıp özgürlüğüne uçan Dilsiz, aynı Sami gibi kafesini kırıp dışarı çıkıyor ve adeta kendi hikayesini çiziyor. Filmin son sahnesinde Eşref Bey’in yanından hiç ayırmadığı Dilsiz’i Medine yolculuğunda Sami’ye bırakıyor ve konuşmak için aslında dile ihtiyacı olmadığını ima ediyor.

Her Şeyin Duruluğu: Aynalar

Filmde belki de en sembolik ve en anlamlı çağrışımlar Sami’nin aynaya baktığı esnalarda gerçekleşiyor. Aynalar Dilsiz filminde iki türlü karşımıza çıkıyor. İlkinde Sami’nin çocukluğu esnasında havuzdan yansıyan suretler, bir diğeri de Sami’nin evindeki ayna. Sami kendini tanıma ve dönüşüm mücadelesinde her aynaya baktığında başka bir suretle karşılaşıyor. Özellikle “hiçlik” kavramı Sami’nin ilk başta aynada karşısına çıkıyor. Sami kendini tanımaya başladıkça bir hiçlik sembolü yüzüne çarpıyor.

Sembolik bir anlatım ve oldukça kısa diyaloglarla izleyiciye filmin içinden bir “sessizlik” dersi sunan film, yer verdiği replikler ile de izleyiciyi bir düşünme sürecine davet ediyor. “Varmak” eyleminden ziyade “yolda olmak” terimini izleyiciyle buluşturan Dilsiz’de kat edilen yollar ve kişinin kendini tanımlamasında aştığı engeller seyirciye de bir deneyimsel tatmin sunuyor.

“Çözemediğimiz bir meselenin, göremediğimiz bir payı olabilir. O payı düşünmek lazım.”

Filmin belki de en izahat gösteren cümlelerinden bir tanesi Eşref Bey tarafından Sami’ye geçmişte söylenen bir sözdü. Sami, kendi dönüşümü ve yaşam yolculuğuyla adeta farklı bir benliğe hoş buyurduğunda, Eşref Bey’e söylediği bu cümle; aslında hayatımızda birçok hususu yalnızca tek pencereden gördüğümüz ve kanıya vardığımız üzerine yapılan bir eleştiriydi. Hayatta tıpkı Eşref Bey gibi büsbütün yöneldiğimiz ve gözümüzün başka yörüngelere çarpmadığı hususlarda, başka bir seçenek içerisinde gerçekleşen ihtimaller olabilir. İnsan, baktığı pencereye mesafede durup diğer ihtimalleri de gözetmeye başlarsa, ancak o zaman halden anlayabilir.

 

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

3

0 Yorum