Toplumsallaşma Olgusu


0

Toplumsallaşma, belirli bir sosyal yaşamın ürünü olan bireylerle, içinde bulundukları ortamda yaşamış kişilerin deneyim ve keşiflerinden elde edilen bilgi ve geleneklerin sürekli aktarımı şeklinde etkileşime girerek devam eden bir sonsuz süreç olarak karşımıza çıkar. Daha basit bir ifadeyle, eğer sosyalleşme olmasaydı her yeni doğan birey ateşi yeniden bulmak zorunda kalacaktı. Hatta dili dahi yeniden bulmak zorunda olacaktı diyebiliriz.

Toplumsallaşma,  mensuplarının kendiliğinden ve toplum dinamiklerinden belirlenmiş normlar içinde yaşamasına ve bu normların yeniden üretmesine olanak sağlar. Kültürün canlı bir varlık olduğuna dair iddiaların temel dayanağı burasıdır. 

Felsefik olarak incelersek, toplumsallaşma, bireyin özgür iradesini böler ve ayırır, çünkü bireyi doğduğu çevrenin kurallarına uymaya mecbur eder. Newton Determinizmi denen anlayışın kabaca özgür irade yaklaşımı buradan gelir.

Atomlar bile belirli paternlere göre hareket ederken özgür iradeden söz edebilir miyiz?

Özgür iradenin kişinin doğum anından itibaren çevresel faktörler ve kalıplaşmış kodlarla zedelendiği öne sürülse de, bu konunun ısı alışverişi gibi tek bir varlık tarafından yapılmadığı dikkate alınmalı. Örneğin bölmek ya da ayırmak için en az iki kişinin, kurum ya da kuruluşun, gerekli olduğu düşünüldüğünde, özgürlük aynı zamanda ilişkisel ve dolayısıyla sosyal bir olgudur. Yani açıktır ki  toplumsallaşma ve özgürlük iradesi çelişkili olarak incelense de birbirlerini bağdaştıran olgulardır.

Başka bir deyişle toplumsallaşma bir adaptasyon sürecidir. Farklı düşünürler bu olguyu farklı şekilde tanımladılar. Örneğin, Feldman toplumsallaşmayı

 “İş becerilerinin ve becerilerinin edinilmesi, uygun rol davranışlarının benimsenmesi” ve çalışma grubunun norm ve değerlerine uyum ”

olarak tanımlamıştır.

Toplumsallaşma üç aşamadan oluşan bir süreç olarak incelenebilir: 

1 ) Varış öncesi(bizden önce oluşan ve oluşturulan kodlar) 

2 ) Karşılaşma( az önce bahsettiğimiz doğum anı) 

3 ) Başkalaşım (toplumla etkileşimden kaynaklanan kalıcı çıktılarımız)

Dolayısıyla toplumsallaşma, bireylerin iş rollerinin değerlerini ve normlarını öğrenmeye çalışırken gerçekleşen bir uyum süreci olarak tanımlanabilir. 

Bu olgunun temel amacı, yeni seçilen çalışanları kurumun normlarına, kültürüne ve geleneğine aşina hale getirmektir.  Kurum derken herhangi bir şirket de olabilir, aile de olabilir, arkadaş grubu da, devlet de. Toplumsallaşmayla beraber herhangi bir işbirliğine yeni gelen bireyleri yönlendirilir. Organizasyona yeni dahil olmuş bireyleri yeterli bilgiye ve kültürel normlar, değerler, kültür ve normal akış hakkında bilgi sahibi değildir. Etkili veri akışı ve yaşam güvenliği/sürdürülebilirliği için bu, yeni üyeler için açık olmalıdır. 

Toplumsallaşma, açık bir ortam sağlar. Bu, belirli kültür ve geleneğe sahip toplum bireyleri arasında yakın bir bağ kurar. Toplumda oluşan homojenite ile tüm taraflar arasında karşılıklı güven ve işbirliğini sürdürmek mümkündür.  

Toplumsallaşmanın bir diğer amacı da bireyin, dolayısıyla toplumun refahını memnuniyetini artırmaktır. Topluma uyumlu ilişki, iki yönlü iletişim, bireyler arasında karşılıklı anlayış ve empati vb. uzlaşmanın artmasına yardımcı olur. Bu sayede işbirliği daha açık hale gelir toplumun mensuplarının bireysel refahı toplumsal refaha olumlu etki eder. Daha iyi bir kaynaşma, iyiliği ve karlılığı artırmaya yardımcı olur ve toplumsal büyüme ve gelişme için fırsatlar sağlar. Bu da istikrarı doğurur.

 Toplumsallaşma ile birlikte toplum içindeki bireylerin gizli tutum ve davranışlarını belirlenerek dikkat çeker. Toplumun normlarına, değerlerine ve kültürüne uymayan üyelerin değişiklikleri tedavi edilebilir veya özel sorumluluklar için elenebilir. 

Sosyologlara göre bu tüm süreçler, çocuğun ailesiyle, akranlarıyla, öğretmenleriyle, daha geniş toplumla vb. Gelişimini takiben farklı aşamalarda gerçekleşir. Bu aşamalar bilinçli ve bilinçsiz olabilir, tıpkı çocuğun ebeveynlerinin konuşma şeklini anlaması veya belirli bir şekilde davranmayı öğrenmesi gerektiğini bilmesi gibi. Bu da toplumsallaşma örneğidir.  

Yavru bir köpek düşünelim. Kedi, ilk deneyiminde bir insana saldırabilir ve paramparça edebilir. Aldığı tepkinin ardından yapmaması gerektiğini öğrenen kedi, artık insanlarla daha iyi anlaşmaya başlar. Bu oluşturulan dengeye toplumsallaşma diyoruz. Az önce örnek verdiğimiz başka bir canlının toplumsallaşmasını insanda da inceleyebiliriz. İnsan bebeklerin ve çocukların daha uzun sürmesine rağmen diğer canlılarla aynı süreçlerden geçtiğini görebilirsiniz. Karmaşık bir toplumda yaşayan insanlar, yaşamları boyunca toplumsallaşmayı deneyimler.

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

0 Yorum